Hilal’in Pozitif Doğum Hikayesi

Hilâl ve Alptuğ’un pozitif doğum hikayesi biraz uzun bir hikaye olacak… şahsen tanımadığım ama minnet duyduğum o kadar çok insan var ki… Hamile kalmadan çok öncesine dayanıyor doğal doğum sevdam. Instagram’da tesadüfen gördüğüm birkaç fotoğraf ile başladı. Sırasını tam hatırlamamakla birlikte Doğum Meleği Özge ve Dr. Ahmet Akkoca’nın hesaplarını inceledikçe hayranlığım artmaya başlamış, sonrasında Dr. Gülnihal Bülbül’ün “Doğal Doğum” kitabını okumam ve tabii ki, canım ciğerim Ebe Arzu Çulha’nın paylaşımları…

Ben avukatım. Hamileliğim cezaevi ziyaretleri, üzücü, can sıkıcı duruşmalar ile geçti diyebilirim. Uzun süreli duruşmalar boyunca Silivri’de otelde kaldım. O zaman Bostancı’da oturuyorduk ve her gün gidip gelmem çok zor olacaktı. Tabii konu buraya gelmişken değerli meslektaşlarıma da teşekkür edeyim, zira bana çok destek oldular. @sertugoguz ve @aslyoz burdan göz kırpabildiklerim sadece! Evden Silivri’ye giderken arabada @niltakipte’nin “Benden Sana” sını dinliyordum. O kadar haklıydı ki…

Okudukça heyecanlanıyor, inceledikçe hevesleniyordum doğum hikayelerini. Ama zaman ilerledikçe içimde tuhaf bir tedirginlik oldu. Bir öğleden sonra koltukta uyuyakalmışım. Uyandım, içimde bir sıkıntı bir telaş. Halil’i arayıp “ben doğuramayacağım!” diye ağladıktan 2 gün sonra canımız ebemiz Arzu’nun huzur dolu evinde “Doğuma Hazırlık Eğitimi”ne katıldık. İki günlük eğitimden sonra kendime öyle bir güven geldi ki, keşke hemen zamanı gelse de doğuruversem diyordum!

Arzu Ebe’nin eğitimi sırasında yaptığımız gevşeme egzersizlerini mesajla yollamasından sonra evde, otelde sık sık telefonumdan dinleyerek kendi kendime gevşeme egzersizlerimi yaptım. Duş alırken gözlerimi kapatıp doğumum başladığında kasılmalarımı nasıl karşılayacağımı hayal ettim. Sıcak suyun altında nasıl rahatlayacağımı, bebeğime kavuşma anım yaklaştıkça nasıl huzurla sesler çıkaracağımı düşledim.

  1. haftamda ani bir şekilde Ankara’ya taşınmaya karar verdik. O anda düşündüğüm iki şey vardı: 1. Müvekkillerim, 2. Arzu Ebe! O olmadan nasıl yapardım! Çağırsam gelir miydi? Ama yetişemezseydi? Strese girer miydim? Telaşlanır mıydım? Sonra Arzu Ebe ile konuştum. Dedi ki, “Hilâlcim ben hep yanındayım.”Ankara’ya geldik, peki hangi doktora gidecektim? Eğer Arzu Ebe yanımda olamayacaksa beni doğum tercihlerim konusunda destekleyen, benimle aynı hisleri paylaşan doktorlarım olmalıydı. Sonra –Instagram’da doğal doğum konusunda incelemediğim paylaşım kalmadığından- Ankara Doğal Doğum Merkezi’ ne gelmeye karar verdim. Ve hikayemi pozitifleştiren üç kadınla nihayet tanışabildim: Dr. Sebahat Turan, Dr. Yeşim Gürel ve Ebe Nuray Altınışık!

İlk kontrolümüzde Sebahat Hanım kocaman gülümsemesiyle ‘Hoşgeldiniz’ dedi. Ben elimi uzattım ama o önce bebekle tanışmak istedi kocaman göbeğimi okşayarak. Çok tuhaftı. Evet orda biri vardı ama hiç bu kadar gerçek gelmemişti! Doğum tarihimize yaklaşık bir ay kadar kalmıştı. Her hafta kontrole gidiyorduk. Sebahat Hanım’ın tükenmek bilmeyen öğrenme sevdası onu haftasonları İstanbul’a götürüyordu. O yokken Yeşim Hanım muayene etti bizi.

Benim için doğumda yanımda hangisinin olacağının bir önemi yoktu, onlar bir ekipti. Daha doğrusu biz bir ekiptik. 39. haftam bitmişti ama henüz açılmam yoktu. Ebe Arzu Çulha’nın önerisi ile ahududu yaprağı çayı içmeye başladım. Evet, bebeğim istediği zaman gelecekti, bana düşen onu sabırla beklemekti ama kendisine biraz destek de olmalıydım…

  1. haftam da dolduğunda hala ne gelen vardı ne giden… Üstüne bir de grip olmuştum. Kolumu kaldıracak halim yoktu. Zor nefes alıyordum. Bebeğimin başının doğru pozisyonda olmadığını da öğrendim. Bol bol çömelmem gerekiyordu. Ama ben yine hemen Arzu’yu arayıp durumu söyleyince bana fotoğraflı ayrıntılı açıklama yapıp hangi pozisyonlarda durmam gerektiğini anlattı. 13 Ekim Cuma sabahı çamaşırımda nişan olduğunu düşündüğüm bir sıvı gördüm. Doktorlarımı bilgilendirdim, hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik. Ertesi gün yine muayene oldum ve tık yoktu!

Derken, Pazar sabahı 7’de uyandım; bu sabah diğerlerinden farklıydı sanki! Son haftalarda zaten kasılmalarım vardı ama bu seferki bir tık fazlaydı. Adet sancısına benziyordu. Kahvaltımızı yaptıktan sonra mutfağı topladım, bebeğimin kalan son parça kıyafetlerini ütüledim, Lokum’a tavuk pişirdim, çünkü doğum yaparsam onunla yeterince ilgilenemeyebilirdim. Tavuk onu birkaç gün oyalardı. Sonra babam geçmiş olsuna geldi, koltukta rahat edemedim, ayakta durmak istiyordum sürekli. Öğle saatlerinde yeniden nişanım geldi. Sebahat Hanım’ı aradım, İstanbul’daydı. ‘Bizimkiler hastanede istersen uğra. Muayene olursun için rahat eder’ dedi.

Planımız şuydu, hastaneye gidicez, ordan anneme yemeğe… Lahana sarmasını bir an önce yemeliydim zira gaz yapardı, doğumdan sonraya kalmamalıydı! Hastaneye gittik, Nuray Ebe beni NST’ye bağladı. Halil’e işimin uzun sürmeyeceğini, kahve içmesini, sonra yanına geleceğimi söyledim.

Sonra Yeşim Hanım gelip beni muayene etti. Küçük bir gülümseme belirdi yüzünde. ‘Nuray bir de sen bak’ dedi ebemize. Eyvah dedim, rezil oldun Hilal. “Bunun için çıkmış gelmiş diyecekler” diye düşünürken Yeşim Hanım ‘7 cm açılman var’ dedi, ‘Hatta 8’!!

Kulaklarıma inanamadım. Doğumum başlamıştı! Evet ağrı olması gerekmiyordu. Ama bu kadarcık mıydı? Hemen sevgilimi aradım. Eve gidip eşyalarımı ve annemi aldı. @barutcuselvinaz beni doğal doğum konusunda baştan beri desteklemişti. Bazen anneleri doğum sırasında odaya almıyorlarmış, anneler evlatlarına kıyamıyor, sezaryen doğum yapmasını istiyorlarmış. Annemin beni aksine teşvik edeceğinden emin olduğum için yanımda olmasını çok istiyordum. Zaman ilerledi. Önce akşam ezanı okundu, sonra yatsı ezanı… Huzur içinde dinledim ezanları… Hamileliğim boyunca özellikle son zamanlarda nefes çalışmaları ve gevşeme egzersizleriyle zihnimi, ettiğim dualarla gönlümü beslemiştim. 38. haftadan itibaren perine masajlarımı düzenli olarak yapıp vücudumu hazırlamıştım. ve gün gelmişti. Telefonumdan Arzu Ebe’nin gönderdiği egzersizleri yapmaya devam ettim pilates topunun üzerinde. Nuray Ebe beni iki kere duşa soktu. Sıcak su o kadar iyi geldi ki…

Ünlü ebe Ina May Gaskin, bir kadının doğum sırasında kendisini tanrıça gibi hissetmemesini yeterince destek görmemesine bağlamıştı. Ben o kadar rahat ve o kadar güvende hissediyordum ki kendimi… Bir ara @dryesimgurel arkama geçip bana efloraj masajı yaptı. Doktorum bana masaj yapıyordu ben kasılmalarımı karşılarken. Daha ne isterdim ki…

Annemle 6 kat merdiven inip çıktık, Nuray Ebe’yle koridoru turladık defalarca. Kasılmalarım artmaya ben huysuzlanmaya başlamıştım. Yükseldiğim anlardan birinde Halil’ in ‘Tombik gibi doğuracaksın Hilal’ dediğini hatırlıyorum. Tombik bahçemizdeki kedilerden biri. Hamileyken sürekli kedi gibi doğuracağım derdim. Sağolsun sevgilim hatırlattı! Biraz daha zaman geçti, gerçekten insan o anlarda başka bir dünyaya geçiyor gibi oluyormuş. Nasıl bir his olduğunu merak ederdim ve şimdi yaşıyordum. Bi süre sonra Yeşim Hanım gelip artık ıkınmam gerektiğini söyledi. Elimden geleni yapıyordum ama yeterince iyi ıkınamıyordum. Hastalığımın muhakkak etkisi vardı ama daha iyisini yapabilirdim. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum, en sonunda doğumhaneye inme vakti gelmişti. bir kat aşağıdaki doğumhaneye inerken 3 kere yere oturduğumu hatırlıyorum. Ve vakti gelmişti artık belki bir kere daha ıkınacak ve bebeğimi kucağıma alacaktım.

Vazgeçmiştim doğurmaktan. Vazgeçmek nasıl olur herkes bilir. O duyguyu ciddi ciddi yaşadım. Ben doğum yapmak istemiyordum. Ne oldu da bu noktaya geldim hatırlamıyordum. Bırakın beni gideyim dedim, doğurmak istemiyorum… O sırada Nuray Ebe dışarı çıkıp Halili çağırmış, geldi, elimi tuttu, onun varlığı ile mi bilemiyorum ama biraz destekle ve güçlü bir son ıkınmayla bebeğimi gördüm!

İşte doğmuştu… İçimde sevgiyle büyüttüğüm, merakla beklediğim bebeğim gelmişti. O benden daha cesurdu. Ben vazgeçmiştim ama o vazgeçmemişti. Çok yorulmuştu ama başarmıştık. Yeşim Hanım hemen bebeğimi göğsüme koydu, ten tene temas ne kadar sürdü hatırlamıyorum ama içim çok rahattı. Bebeğimi kucağımdan alıp kontrollerini yaptıktan sonra giydirdiler, sonra beni de tabii… Ayağa kalktığımda birinin ‘hadi elini yüzünü yıka’ dediğini hatırlıyorum. O su ne kadar ferahtı… O sırada Sebahat Hanım geldi, yanağımı okşadı usulca… Doğumhaneden kucağımda bebeğimle çıktım. Yanımda hayatım boyunca minnet duyacağım insanlar vardı. Dr. Sebahat, Dr. Yeşim ve Ebe Nuray…

Peki neden doğum yapmaktan vazgeçmiştim? Çok düşündüm ve nihayet bildim… Kısa sayılmayacak bir süre içinizde bir inan büyütüyorsunuz. Her an berabersiniz, doğum sancısı sırasında küçümsenemeyecek ağrınız oluyor, dua ediyorsunuz onun için, iyi olsun sağlıklı olsun diye… Geleceği için planlar yapıyorsunuz, kimse ona zarar vermesin istiyorsunuz… Suçsuz olduklarına yürekten inandığım müvekkillerimin anneleri de bunları hissetti yıllar önce. Evlatlarını sonsuz bir sevgiyle büyüttüler, onlar hayallerinin peşinden koşarken arkalarında durdular, iyi kalpli olmalarını dilediler, canları yanmasın diye dualar ettiler, sonra haksız yere cezaevlerine uğurladılar evlatlarını… Hep dua ettim onlar evlatlarına eşlerine kavuşsun diye. Adalet yerini bulsun diye… Ama o kadar uzun sürüyor ki her şey… Bilinçaltımda çok korktum, bebeğimi dünyaya getirmekten vazgeçmem bundanmış işte… Canım bebeğim, Mehmet Alptuğ, dilerim adın gibi ahlaklı, adın gibi merhametli, adın gibi şevkatli, iyi kalpli olursun… Dilerim adın gibi yiğit, cesur olursun. Haksızlıkla mücadele etmekten kaçınmazsın, dilerim kadına, insana, canlıya, saygılı olursun, hayvanları sever, korursun. Dilerim kimseyi üzmezsin…

Doğumun bir teslimiyet olduğu tekrarlanıp duruyor, boşuna değilmiş, teslim olursan ve kendini bırakırsan her şey yolunda gidiyor. Şunu hiçbir zaman aklımdan çıkarmadım, evet doğal doğum istiyordum ama bu şart değildi. Tıbbi bir gereklilik olursa, bir müdahale gerekirse tabii ki yapılacaktı. Önemli olan benim tercihlerimdi, doktorun, hastane personelinin ya da hastane politikasının öncelikleri değil… Çoğu kadına istemediği müdahlelerin yapıldığını biliyoruz maalesef ama ben bir ara epidural diye tutturmuş olabilirim, bana istediğim müdahale bile yapılmadı. Çünkü asıl istediğimin bu olmadığını biliyordu doktorlarım… Son olarak söylemek istediğim; Dr. Yeşim Gürel, Dr. Sebahat Turan, Ebe Nuray Altınışık, Ebe Arzu Çulha; sizinle hayalimdeki gibi bir doğum yaptığım için çok şanslıyım. Sonsuz teşekkürler… Ve sevgilim, eşim, canım Halil Alptuğ, seni çok seviyorum. Oğluma adını vermekle ne doğru bir karar verdim…

Sevgiyle…

  1. Hilal BARUTCU DALGIÇ

Leave a Reply

Your email address will not be published.